Hayırlı Ramazanlar ve WTMO Yasası Hakkındaki Düşüncelerim

Herkese hayırlı Ramazanlar dilerim. Bu mübarek ayda oruç tutan herkese sabır ve kolaylıklar diliyorum. Ramazan ayı, sadece açlık ve susuzlukla sınanmak değil, aynı zamanda yardımlaşma, dayanışma ve toplumsal birliktelik anlamına da geliyor. Bu dönemde camilerimiz, derneklerimiz ve vakıflarımız, topluma daha fazla katkı sunabilmek için aktif hale geliyor; yardımlar toplanıyor, iftar sofraları kuruluyor ve birçok insan gönüllü olarak destek sağlıyor.

Son zamanlarda WTMO (Wet Transparantie Maatschappelijke Organisaties – Toplumsal Kuruluşlarda Şeffaflık Yasası) hakkında birçok arkadaşım, meslektaşım ve toplumsal kuruluş temsilcisi bana sorular yöneltiyor. Bu yasa ne anlama geliyor? STK’lar (Sivil Toplum Kuruluşu) üzerinde nasıl bir etkisi olacak? Müslüman toplumuna ne getirecek?

Bu soruların bana yöneltilmesinin sebebi, 17 yılı aşkın süredir toplumsal meseleler üzerine çalışan bir danışman olarak küçük ve büyük vakıflarla, sivil toplum kuruluşlarıyla ve kamu kurumlarıyla yakın temas içinde olmamdır. Bu nedenle, bu yeni yasa hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

WTMO: Nedir ve Neden Gündemde?

Hollanda hükümeti, toplumsal kuruluşların daha şeffaf çalışmasını sağlamak ve hukuk düzenini korumak amacıyla WTMO yasasını hazırlamış durumda. Bu yasa, STK’ların ve dini kuruluşların dış finansman kaynaklarını daha açık hale getirmelerini zorunlu kılıyor. Yani, bir kuruluş yurt dışından 15.000 Euro veya daha fazla bağış alıyorsa, bu bağışı raporlamak ve kaynağını açıklamak zorunda.

Belediye başkanları ve savcılar, bağışların kaynağı, miktarı ve amacı hakkında ek bilgiler talep edebilecek. Yasa, özellikle yabancı fonlarla olası kötü niyetli etkilerin önüne geçmek amacıyla çıkarılıyor. Ancak bu, Hollanda’daki Türk ve Müslüman toplumu için de önemli etkiler yaratabilecek bir düzenleme.

Müslüman STK’lara ve Camilere Etkisi

Bu yasa, özellikle Ramazan ayında aktif hale gelen camiler, dernekler ve yardım kuruluşlarını doğrudan etkileyecek. Çünkü Ramazan ayında bağış kültürü en yüksek seviyeye çıkıyor. Bu dönemde pek çok Müslüman, zekâtını ve sadakasını camilere, hayır kurumlarına veya yurtdışındaki yardım projelerine bağışlıyor.

Örneğin, Hollanda’daki Türk camileri ve İslami vakıflar, hem yerel topluma hizmet sunmak hem de ihtiyaç sahiplerine yardım etmek için bağışlara güveniyor. Bu yeni yasa, bu tür kuruluşların finansman süreçlerini daha şeffaf hale getirmelerini gerektirebilir. Bu, uzun vadede Müslüman toplumun daha güçlü ve güvenilir bir yapıya kavuşmasını sağlayabilir. Gelecek nesiller için güçlü, şeffaf ve sürdürülebilir bir Müslüman sivil toplum inşa etmek, hepimizin ihtiyacı olan bir şey.

Ancak, birçok küçük kuruluş için bu idari yük anlamına gelebilir ve gönüllü çalışan kişilerin üzerindeki bürokratik baskıyı artırabilir. Bu da bazı küçük kuruluşların varlığını sürdürebilmesini zorlaştırabilir.

Gönüllü Çalışmalar ve Şeffaflık

Bu yasayla birlikte gönüllü çalışmalar da resmi olarak bir “bağış” (donatie in natura) olarak kabul edilecek. Yani, bir kuruluşta gönüllü olarak çalışan kişilerin katkısı, aynen maddi bağışlar gibi kaydedilmeli ve idari sistemde yer almalıdır.

Bu, şu açılardan önemlidir:

  1. Gönüllülerin değeri daha iyi anlaşılacak: Gönüllü olarak çalışan kişilerin katkıları resmi olarak tanınacak ve bu kişiler STK’ların raporlarında yer alacak.
  2. Güvenlik ve hesap verebilirlik artacak: Bir kuruluşta kimlerin aktif olarak çalıştığı, hangi sorumlulukları üstlendiği ve kimin ne tür kararlar aldığı daha net bir şekilde görülebilecek.
  3. “Hayali çalışanlar” sorunu engellenecek: Bazı kuruluşlarda, resmi olarak var olmayan kişilere görev verildiği ya da belirli sorumlulukların belirsiz olduğu durumlar yaşanabiliyor. Yeni düzenleme ile kuruluşlarda gerçekten kimlerin aktif olduğu net bir şekilde ortaya konacak.

Bu uygulama, toplumsal kuruluşların hesap verebilirliğini artıracak hem de iyi niyetli STK’ların daha güvenilir hale gelmesini sağlayacak.

Her Sepette Çürük Elmalar Olabilir, Ama İyileri Korumalıyız

Bu yasa, bazı kesimler için fazla müdahaleci veya gereksiz bir düzenleme gibi görünebilir. Fakat gerçek şu ki, her toplumda kötü niyetli hareket eden azınlık gruplar olabilir. Bu yasa, kötü niyetli veya şeffaflıktan uzak hareket eden az sayıdaki kuruluşun, iyi niyetle çalışan yüzlerce STK’nın itibarını zedelemesini önlemek için bir fırsat sunabilir.

Önemli olan, çürük elmaların tüm sepeti çürütmesine izin vermemektir. Yani, şeffaflığı teşvik ederken, gerçekten toplum için çalışan STK’ları zor durumda bırakmamalıyız. Özellikle gönüllülüğe ve toplumsal dayanışmaya dayalı küçük kuruluşlar için destekleyici önlemler alınması gerekiyor.

Benim Bakış Açım ve Tavsiyem

Ben hem bir STK kurucusu, hem bir gönüllü, hem de bir bağışçı olarak bu konunun farklı boyutlarını görebiliyorum. Şeffaflık ve hesap verebilirlik, toplumsal kuruluşların güçlenmesini sağlayabilir. Ancak, bu sürecin iyi niyetli ve topluma fayda sağlayan kuruluşları zor durumda bırakmaması gerekiyor.

Bence yapılması gerekenler şunlar:

  1. Küçük STK’lar için destek mekanizmaları oluşturulmalı: İdari yükü azaltacak danışmanlık ve eğitimler sağlanmalı.
  2. Camiler ve İslami vakıflar bu yasaya hazırlıklı olmalı: Daha fazla finansal şeffaflık sağlayarak güvenilirliklerini artırabilirler.
  3. Müslüman toplumu olarak bu yasayı bir fırsat olarak görmeliyiz: Uzun vadede, şeffaf, hesap verebilir ve güçlü bir Müslüman sivil toplum inşa etmek hepimizin yararına olacaktır.

Sonuç olarak, WTMO yasası bir tehdit değil, bir fırsat olabilir. Ama bu fırsatı değerlendirmek için hep birlikte çalışmalı, STK’larımızı güçlendirmeli ve toplum içinde dayanışmayı sürdürmeliyiz.

Bu Ramazan ayında, bağış yaparken, destek verirken ve topluma katkı sağlarken, uzun vadede güçlü bir toplum inşa ettiğimizi unutmayalım. Hayırlı Ramazanlar!

Plaats een reactie