İsabetli Fedakarlık Akımı nedir? / Yaptığımız bağışlar ne kadar etkili?

Hayır amaçlı bağış yaptığımızda dünyada yaşamı biraz daha güzelleştiririz ve yaptığımız iyiliklerin, iç huzurumuza iyi geldiğini hissederiz. İyilik yapmak kişisel tercih olduğundan kimse size müdahale edemez. Bunun yanında başkalarına veya çocuklarımıza iyilik yapmakta örnek olabiliriz. İnsanlık, doğa ve hayvanlar zarar gördüğünde yardım elimizi uzatırız. Dünyada o kadar çok yardıma muhtaç olanlar var ki kime hangi bağışı yapmalıyım kararını vermek kolay olmuyor. Bu durumda ‘Bağışlarımızla en çok kime fayda sağlarız?‘ sorusu aklımıza geliyor. Yapılan bağış miktarından ne kadarının hedefine ulaştığı ve toplumsal krizleri ne derece çözdüğü gibi konular, İsabetli Fedakarlık Akımının temel sorularıdır. Bağışların toplumsal yatırım olarak görülmesi gerektiğini savunan ve hayırseverlik sektöründe gün geçtikçe itibar gören bu yeni akım, Amerika’da başlayıp İngiltere’de ve daha sonra Hollanda’da yayılmaya başladı. Bağışlarımızın etkili olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Bağışlarımızı aklımızla mı yoksa kalbimizle mi vermemiz gerekiyor? Bu soruların cevabından bahsedeceğim.

İçgüdüsel Bağışlar
2019 yılında olimpik yüzücü Maarten van der Weijden’in 195 kilometre mesafeyi 3 gün boyunca durmaksızın, 11 şehirden geçerek Hollanda’nın tarihi yüzme etkinliği olan Elfstedenzwemtocht’u tamamladı. Bu etkinliği canlı yayında seyreden Hollanda halkı, Maarten’ın lösemi (bir kanser çeşidi) hastalığını atlattığının da bilincinde olup, kanser araştırma vakfı için 3,9 milyon euro bağış yaptı. Bağışların ne kadarının araştırmaya ve ne kadarının vakfın diğer giderlerine ayrıldığını bağış yapanlar sormadılar ve bilmiyorlar. Yapılan araştırmaya göre burada bağış yapanların neredeyse hepsi içgüdüsel duygularıyla karar verdiler. Fedakârlık psikolojisi de bu şekilde çalışıyor. Mantıksal düşünceden bağımsız karar veriliyor. Hayır kurumlarının tanıtım çalışmaları da tam bu noktaya hitap ediyor.

İsabetli Bağışlar
Hayırseverliğin birçok çeşidi olduğunu hatırlatmakla beraber size kısaca iki hayır kurumunu örnek vererek isabetli bağışı anlatmak istiyorum. Hayır kurumun biri kör insanlara rehberlik yapan özel köpekler eğitiyor. Bu kurum, bağışlarla ayakta duruyor. Yapılan bağışlarla kör bir insan, eğitilmiş köpekten yıllarca istifade edecek ve hayatı kolaylaşacak. Bir köpeği bu zor göreve hazırlamak için Hollanda’da yaklaşık 40.000 Euro civarında bir maliyet çıkmaktadır. Diğer taraftan 40 Euro’ya Afrika’da Trahom hastalığına (Göz kapaklarında oluşan iltihap sonucu körlüğe sebep olabilen bulaşıcı bir hastalık) yakalanmış bir çocuğun basit bir ameliyatla tedavi eden bir hayır kurumu var. İsabetli bağış yapmak isteyen 40.000 Euro’yla 1000 çocuğun hayatını aydınlatır. Bu örneklerdeki hesabın çok etik olduğunu düşünmüyorum. Neden hem kör insanların köpeklerinin eğitimini hem de Trahom hastalığına yakalanan çocukların kurtarılmasını istemeyiz ki. Tabii ki ikisini de kucaklıyoruz. İsteriz ki limitsiz bütçemiz olsun. Ama sınırlı bütçemiz olduğundan iki hayır kurumu arasında karar vermek zorundayız.

Sosyal Çevrenin Etkisi
Körler için verilen köpek eğitiminden faydalanacak kişi ailemizden biri olsaydı veya yakın arkadaşımız o zaman mutlaka farklı düşünürdük. Burada bağış yaparken sosyal çevreden bağımsız olmadığımızı da anlıyoruz. Çünkü kendimize en yakın hissettiğimiz kişi bağış isterse bu kararımızın olumlu yönde olmasını daha çabuk etkiliyor. Eğer bağımsız bağış yapmak istiyorsanız kalbinizden karar vermelisiniz ve yardım edilenin kim olduğuna bakmamalısınız. Şayet körlük sorununu önemsiyor ve çözülmesini istiyorsanız o halde hayır kurumunun kime yardım ettiğine değil de aldığı tedbirlere bakmalısınız.

İsabetli Fedakârlık Akımı
Birkaç yıl önce Amerika’da bir grup ticari yatırımcı arkadaşlar, elde ettikleri kazançların bir kısmını topluma bağışlamak istediler. Ve kendileri yatırımcı olduklarından, bağış yapacakları hayır kurumunun faaliyetlerinin toplumsal dönüşünün isabetli ve büyük olmasının istediler. Buradaki isabet; faaliyetlerin toplumsal sorunlara direkt ve büyük etki yapması anlamına geliyor. Hollandacada bu ‘Impact’ diye ifade ediliyor. Daha önceden isabetli bağışların kriterlerinin neler olması gerektiğinin araştırması yapılmadığından bu yatırımcılar, Give Well (Etkin Bağış Yap) araştırma merkezini kurdular. Etkili bağış yapmak isteyenlerin şu dört kritere dikkat etmelerini tavsiye ediyorlar:

1. Hayır kurumunun çalışma metotlarının isabetli olduğunun araştırılmış olması.
2. Talep edilenden fazla bağış yapılması durumunda, yapılan fazla bağışın etkisinin görülmesi.
3. Elde edilen kaynakların uzun vadeli ve etkili bir biçimde kullanılıyor olunması.
4. Kurumun şeffaflığını koruması ve hatalardan ders alıyor olması.

Give Well Merkezi, insanların bilinçaltı kararlarıyla hatalar yapabileceğini vurguluyor ve bilinçli karar vermeleri hususunda onları teşvik ediyor. Bu farkındalıklar ile insanların sosyal faaliyetler ve toplumsal sorunlarla daha yakından ilgilenmesini ve empati kurmasını sağlamak istiyor.

Eğer bunu başarabilirsek, isabetli yardımlarımızla yüz katı daha etkili olabiliriz.

Kolaylıklar diliyorum.

Geef een reactie

Vul je gegevens in of klik op een icoon om in te loggen.

WordPress.com logo

Je reageert onder je WordPress.com account. Log uit /  Bijwerken )

Google photo

Je reageert onder je Google account. Log uit /  Bijwerken )

Twitter-afbeelding

Je reageert onder je Twitter account. Log uit /  Bijwerken )

Facebook foto

Je reageert onder je Facebook account. Log uit /  Bijwerken )

Verbinden met %s