Hollanda’da insanlar kaderine mi bırakılıyor?

Korona, ‘Pandemi ‘olarak ilan edildikten sonra virüsün yayılım hızını azaltmak için Hollanda hükümeti ardı ardına yaptırımlar uygulamaya başladı. Bunların bazıları vatandaş tarafından faydalı bulunurken bazı yaptırımların ise toplumdaki olumsuz izleri de gün ışığına çıkardığı ifade ediliyor. Hatta geleceğe dair bu izlerin derin yaralara dönüşeceğinin inancı yükselmeye başladı. Şu sayacağım olumsuz izleri yakın çevrenizde veya komşunuzda yaşayanlar var mı? diye sorsam tahmin ediyorum ki %99’unuz ‘var’ diyeceksiniz; Sağlık hizmetlerinin yetersizliği, girişimci insanların belirsizlik içinde bırakılması, uzaktan eğitim sisteminin bütün öğrencileri kapsamaması, açlık seviyesinin altına inen çocuklu ailelerin çoğalması.

Beşikten mezara kadar bakım sistemi değiştirilmek mi isteniyor?
Hükümetin virüsü engellemek adına yaptığı yaptırımlarla birçok sistem değişikliğine de gittiğini görüyoruz. Bazı değişikliklerin amacı net açıklanırken bazıları muğlakta kalıp vatandaşın kafasını karıştırıyor. Sosyal, güvenlik, sağlık ve ekonomik düzeyi üst seviyede olarak bilinen, hatta diğer ülkelerin örnek aldığı Hollanda, kendi halkının gözünde hissedilir şekilde güvenini kaybetmeye başladı. Verzorgingsstaat yani vatandaşına sağlık, eğitim, istihdam gibi temel ihtiyaçlarının sorumlusunun devlet olduğu bir sosyal sistemden, insanların artık temel ihtiyaçlarını kendilerinin çözmesinin gerekeceği bir sisteme mi geçiş yapılıyor? Sorusu geliyor aklıma. Bu değişiklikle Hollanda halkının büyük bir kısmı kendi kaderine mi bırakılacak?  Bu sorunun cevabı üzerinde düşünürken bu hafta internette Hollanda Kamu Haber Ajansı NOS, haber sitesinde Hollanda asıllı Brigitte Strobbe‘nin hayatına yer verdi. Bu haber aynı zamanda olası sistem değişikliği hakkındaki yorumlarıma önemli katkıda bulundu. 

NOS: Herkes kendi kaderine bırakılıyor
La Hey Başbakanlık Ofisi ve Millet Meclisi binası dışında ‘Herkes kendi kaderine bırakılıyor’ cümlesiyle bu haberi başlığa taşıyan NOS, aynı zamanda Brigitte Strobbe’yi konuşturdu. ‘’Korona için alınan kararların izleri sadece La Hey’de değil tüm ülkede belirgin hale geldi. Altı aya kadar önce orta gelirli bir aileydik ve gayet iyi geçinebiliyorduk. Şu an her cuma sabahı gıda bankalarının kapısının önünde sıra bekler olduk. Hatta geçen yıl gıda paketleri dağıtan vakıf kurmuştuk ve şimdi ise kendimiz sıraya girdik. Açlık seviyesine inmiş insanların ne hissettiklerini şimdi daha iyi anlıyoruz.’’ diyen Brigitte Strobbe ve kocası Michel gıda bankasına muhtaç ailelerden sadece bir örnek. Bugüne kadar Hollanda tarihinde gıda bankalarına bu kadar muhtaç olan insan sayısı görülmemişti. Ayrıca resmi olmayan gıda bankaları da var. Onlar da fakirlik seviyesine inmiş ailelere yardım ediyorlar. Gıda bankaları inisiyatif sahipleri, siyasetin kendilerini yeteri kadar dinlenmediğinden şikâyetçi.

1 milyon insanın asgari ücretin altında yaşadığı bildirilmekte
2019 yılının ortalarında 35.500 aile gıda bankasından karnını doyuruyordu. Bu veri, dar gelirli ailelerin sayısıyla kıyaslandığında çok az. Bu rakamlardan çok daha fazla insanın hakkı varken bu yardımı talep etmeyerek hayatlarına devam ettikleri anlaşılıyor. Hâlbuki Merkez İstatistik Bürosu (CBS), 2019 yılında asgari ücretin altında yaşayanların sayısının 1 milyonun üzerinde olduğunu açıklamıştı.

Hollanda’da 170’den fazla gıda bankaları projeleri var ve gittikçe çoğalıyor. Bu projeler nasıl gelişti, nasıl yardım zinciri oluştu, gıda paketi almanın şartları nelerdir ve bu oluşumlar nasıl finanse ediliyor? Ve buna benzer soruların cevabını merak ediyorum. Aynı zamanda bu projelerin, ihtiyaç analizleri, sürdürülebilirlikleri ve finansman stratejileri ilgi alanıma giriyor. Bu sebeple yakın zamanda gıda bankaları hakkında ayrntılı bir yazı yazıp burada sizinle paylaşacağım.

Artık Hollanda asıllı aileleri Faslı ve Türk ailelermi geçindirecek?
‘Birçok Hollanda asıllı aileyi Faslı ve Türk aileler geçindiriyor. Sadece düşük gelirli aileler gıda bankalarına muhtaçtır düşüncesi sizi aldatmasın. Biz orta seviyede bir aileydik’’ diyen Brigitte, her gün işe gidip gelen insanlar arasındayken artık gıda bankasına giden insanlar haline geldiklerini söyledi. Brigitte açıklamalarını; ‘Hollanda devleti kendi vatandaşına sahip çıkmalı ve bu görevi maalesef yerine getirmiyor. Bizi Hollanda’daki başka bir hayatın gerçekleriyle yüzleştirdi.’ sözleriyle bitirdi.

Peki sen ne yapabilirsin?
NOS Haber Ajansı, haber yazısının yanına bir de video eklemiş. Görüntülerde özellikle Türk ve Faslı girişimcilerin nasıl büyük bir gayretle gıda paketleri hazırlayıp dernek ve vakıflara gönderdikleri yer alıyor. Bunlardan biri Faslı bir girişimci olan ve gönüllü olarak gıda çantaları dağıtan Said Bensselam. Said ‘Devleti suçlayabiliriz ama aynı zamanda vatandaşımızın yanında olduğumuzu da gösterebiliriz.’ dedi ve üstün gayretiyle güzel bir örnek oldu.

Bir diğer örnek de bu hafta WhatsApp’tan haber mesajı olarak bana ulaşan Türk menşeli Hasene Derneği’nin Rotterdam’da Hollandalı ailelere ve bütün evsizlere yaptığı çorba ikramı. Bu projeyle sadece kendi Türk vatandaşına değil aynı zamanda Hollanda toplumuna da hizmet ederek, toplumlar arasında birleştirici güzel bir köprü kurmuş oluyorlar. Bu projenin sorumlularından Ömer Karaca’ya telefonda tebriklerimi ilettim. Kendisinin ve arkadaşlarının 3. nesil olduklarını hatırlattı ve artık Hollanda toplumunun ortak sorunlarını içselleştirip hizmet sunmayı hedeflediklerini belirtti. Ortak sorunların en önde geleninin ise fakirlik seviyesinde yetişen çocukların olduğunu belirten Karaca, hizmetlerini gönüllü yaptıklarını ve Belediyeden herhangi bir maddi destek almadıklarını ifade etti. Ayrıca “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.’’; sözü bizim için bir kuraldır. Ve insanların dinine ve diline bakmaksızın yardım eli uzatmaya devam edeceğiz.’’ Diyerek yardımlarının gönüllülük esasına bağlı olduğu mesajını vermiş oldu. Umarım bu güzel örnekler çoğalır ve vatandaşın sivil toplum kurumlarına olan güveni artar. Halka hizmet misyonunu üstlenen kurumlar için çorba ikram eden Said Bensselam ve Ömer Karaca gibi Hollanda toplumuna ve kurumlarına yeni bir açılım yapabilirler. Ve aynı zamanda bu güzel örnekler Hollanda’da yalnız olmadığımız duygusunu hissettirmesi açısından çok önemli.

“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” sözü bizim için bir kuraldır. Ve insanları dinine ve diline bakmaksızın yardım eli uzatmaya devam edeceğiz – Ömer Karaca.

Önemli: Gıda yardımı yapan kurumlara Belediyelerden tam destek.
Belediyeler ve bilhassa Büyükşehir Belediyeleri korona yaptırımlarından mağdur olan ailelere yardım ediyor. Aynı zamanda gıda paketi ve yemek dağıtım projesi başlatmak isteyen kapasiteli kurumlar arıyor ve desteklemek istiyor. Belediyelerin bu desteğiyle vatandaşının yanında olmak istediğinin farkındayım.

3 gedachten over “Hollanda’da insanlar kaderine mi bırakılıyor?

Geef een reactie

Vul je gegevens in of klik op een icoon om in te loggen.

WordPress.com logo

Je reageert onder je WordPress.com account. Log uit /  Bijwerken )

Google photo

Je reageert onder je Google account. Log uit /  Bijwerken )

Twitter-afbeelding

Je reageert onder je Twitter account. Log uit /  Bijwerken )

Facebook foto

Je reageert onder je Facebook account. Log uit /  Bijwerken )

Verbinden met %s